Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Corona virüsü Çin mi yoksa Amerika mı yaptı?
#1
İlk olarak Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve oradan tüm dünyaya yayılan korona virüsün bulaştığı kişi sayısı 1 milyon 16 bini geçti. Sayı her geçen gün artıyor. Korona virüs nedeniyle 53 bin kişi ölürken virüse yakalanan 213 bin 164 kişi iyileşti… Son 2 ayda dünyayı kasıp kavuran ölümcün virüsün asıl kaynağı ne? Hastalığa çare bulunabilecek mi? Dünya bu soruların yanıtını arıyor.

VİRÜSÜN ARKASINDA ABD Mİ VAR?

İddiaların ilk sırasında, korona virüsün ilk kaynağının ABD hükümeti olduğu ve bilerek dünyaya yayıldığı yer alıyor. Bu iddiayı ilk olarak, Rus haber ağı Channel One canlı bir haber yayını sırasında ortaya attı. Yayındaki spiker, ABD hükümetinin Çin ekonomisini yok etmek için virüsü bilerek yaydığını söyledi. Spiker, bu iddiasını 'korona' kelimesinin bazı dillerde taç anlamına geldiği gerçeğine dayandırdı. ABD Başkanı Donald Trump, 1996 yılında Miss Universe, Miss USA, Miss, Teen USA 'den oluşan üç güzellik yarışma organizasyonu satın almış ve kazananlara taçlarını kendi elleriyle takmıştı. Rus spiker, işte bu yüzden virüse korona dendiğini ve ABD tarafından yapıldığını iddia etti.

ABD Başkanı Trump, en başından beri virüs ile ilgili "Çin virüsü" gibi tanımlamalarla virüsün Çin yapımı olduğu algısı yaratmaya çalıştı. Japon ve Tayvanlı epidemiyoloji ve farmakoloji uzmanları yeni korona virüsün de orijin olarak ABD'de üretildiğini iddia ediyor. Komplolara göre, virüs başka bir ülkede üretildi ve Çin'e getirildi. Bu virüsün orijinali ABD Maryland'daki Fort Detrick askeri biyo-savaş laboratuvarında idi.

BİLGİSAYAR SİMÜLASYONUNDAN 2 HAFTA SONRA VİRÜS ÇIKTI

ABD-Maryland'daki Fort Derick biyo-silahlar laboratuvarı. Korona virüs için 2015'te patent başvurusunda bulunmuş ve 2018'de almış. Ancak aniden Ağustos 2019'da güvenli olmadığı için kapatılmış çünkü pek çok patojenin kaybolduğu anlaşılmış. İkinci adres; Johns Hopkins Üniversitesi. 18 Ekim 2019'de yani Çin'in Wuhan şehrinde korona virüs çıkmadan iki ay önce, Johns Hopkins Üniversitesi'nde "Event 201" korona virüs bilgisayar simülasyonu oynandı.

Bu programın sponsoru Dünya Ekonomik Forumu ile "Bill ve Melinda Gates Vakfı" idi. Senaryo, alınacak tedbirler üzerine ama virüsün adı; CAPS yani Corona virus Akciğer Sendromu. Senaryoya göre, Brezilya'da bir domuz çiftliğinden yola çıkan koronavirüs önce havayolu ile Portekiz'e, sonra ABD ve Çin'e ulaşıyor. Gene senaryoya göre 18 hafta içinde 65 milyon insan ölecek ama belli bir hızda devam edecek, küresel nüfusun yüzde 80-90'ı öldüğünde etkili bir ilaç bulunacak.

Bu tatbikata katılan isimler ise şunlar:

  • - 2017'den beri Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin başkanı olan Prof. George Fu Gao da var. Kendisi yarasadan geçen virüs ekolojisi ve moleküler biyoloji konusunda uzman.
  • CIA Direktör Yardımcısı Avril Haines ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) başkanı emekli amiral Stephen C. Redd.
  • Adı skandallara karışan Johnson&Johnson'ın (J&J) Başkan Yardımcısı Adrian Thomas. J&J; Ebola, HIV gibi bulaşıcı hastalıklara karşı aşı geliştiriyor.
  • Başka bir isim Lufthansa'dan Martin Knuchel. Lutfhansa, COVID-19 ortaya çıkar çıkmaz bütün uçuşları durdurdu.
  • Bill Gates ve Dünya Ekonomik Forumu'na katılan ekibi.
  • Baltimore'daki Johns Hopkins Medikal Merkezi'nde yapılan bilgisayar simülasyonundan iki hafta sonra Wuhan'da ilk COVID-19 görüldü.



BILL GATES KOMPLONUN NERESİNDE?

Bill Gates, 18 Ekim 2015'te Vancouver'da yaptığı konuşmada, Batı Afrika'da ortaya çıkan Ebola'nın 10 binden fazla kişinin canını aldığını, bir sonrakinin daha kötü olacağını hatta 10 milyon kişiyi öldürebileceğini söylemişti. Komplolara en önemli malzeme de Bill Gates'in konuşmaları oldu. 2019'un Ekim ayında Bill & Melinda Gates Vakfı, Dünya Ekonomik Forumu ve John Hopkins Sağlık Güvenliği Merkezi ile iş birliği yaparak bir salgınla nasıl mücadele edilebileceğine dair çalışmalar yürüttü.

Ancak söz konusu çalışmadan yalnızca 2 ay sonra koronavirüs salgınının ortaya çıkması, komplo teorisyenlerinin Bill Gates'i hedef göstermesine neden oldu. Bazı insanlar, yukarıda bahsettiğimiz 3 farklı kuruluşun da koronavirüsü başından beri planladığını söylüyor. Tepkilerin büyümesinden sonra bir açıklama yapman zorunda kalan John Hopkins Sağlık Güvenliği Merkezi, koronavirüsle bir bağlantılarının olmadığını açıkladı. Komplo teorisyenleri, ayrıca Bill & Melinda Gates Vakfı'nın daha önce bir koronavirüs aşısı patenti alan İngiltere merkezli Pirbright Institute şirketine de fon sağladığını söylüyor. Teorisyenlere göre Gates vakfı, geliştirdikleri aşıyı satabilmek için virüsü bilerek yaymıştı.

Konuyla ilgili açıklama yapmak zorunda kalan Pirbright Institute, yalnızca kuşları etkileyen koronavirüsler hakkında aşı geliştirdiklerini ve Çin'de ortaya çıkan koronavirüsle ilgili daha önce bir çalışmalarının olmadığını belirtti. Moderna ve Cure Vac gibi şirketlerin COVID-19 gibi salgın hastalıklara karşı ilaç ve aşı geliştirmek için yıllardır Gates Vakfı'ndan fon aldıkları biliniyor. Buna göre Gates ve Vakfı, uzun zamandır salgın hastalıklara karşı hazırlık yapıyor. 2017'de yapılan Davos Dünya Ekonomik Forumu esnasında Gates, epidemic hastalıklara karşı hazırlık amacı ile bir inisiyatif (CEPI) başlattı. 2019 yılında ise Bill Gates'in salgın hastalık senaryolarına odaklandığı dönem oldu.

PATENT DOSYALARI VİRÜSÜN BİLİNDİĞİNİN KANITI MI?

Twitter ve Facebook'ta dolaşan patent dosyaları, uzmanların bu virüsü yıllardır bildiği tartışmalarını beraberinde getirdi. Bu iddiaları paylaşan ilk kişilerden biri komplo teorisyeni ve YouTube kullanıcısı Jordan Sather'dı. Binlerce retweet edilen uzun bir Twitter zincirinde, 2015'te İngiltere'deki Pirbiright Enstitüsü tarafından yapılan bir patent başvurusuna link verdi. Başvuruda koronavisürün zayıflatılmış bir versiyonunun solunum hastalıklarına karşı aşı olarak potansiyel kullanımından bahsediliyordu.

ather, Bill ve Melinda Gates Vakfı'nın hem Pirbright'a hem de aşı geliştirme programlarına bağış yaptığı gerçeğini kullanarak bu koronavirüs salgınının bilinçli olarak, bir aşı geliştirilmesi için fon toplanması amacıyla planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini iddia etti. Bir tweetinde "Gates Vakfı yıllar boyunca aşı programlarına ne kadar para verdi? Bu salgın planlı mıydı? Medya kullanılarak korku mu salınıyor" dedi. Pirbright'ın patentinin kuşlar tarafından taşınan ve yalnızca kanatlıları etkileyen bir bronşit virüsü olduğu açıklamaları yapıldı.

ROCKEFELLER, ROTHSCHILDS AİLESİ VE KORONAVİRÜS

Bir komploya göre Dünya Sağlık Örgütü'nün de (WHO) içinde bulunduğu küresel karar vericiler Bill Gates, Aşı Geliştiren Eczacılar Birliği (GAVI), Rockefellers, Rothschilds ve diğerleri, yıllardır on yılda on milyon insanı öldürecek bir virüsün duyurusunu sözde insanlığı uyarmak adına yıllardır yapıyordu. Tüm amaç insan nüfusunu azaltmak. WHO'nun kararından sonra diğer adıma geçilecek, polis ve/veya asker gözetiminde aşı üretimi için baskı yapacak.

Bunu reddedenler cezalandırılacak. Bu zorlama aşı, büyük ilaç, oyunun aracı olacak. Bu aşı belki gelecek nesilleri de vuracak, beyinlere zarar verecek, kadınların doğurganlığını önleyecek ama amaç nüfusu azaltmak. Komploculara göre belki birkaç yılda daha bu virüsün nerden geldiğini bilemeyeceğiz ama bu virüsü üretebilecek seviyede teknolojiye sahip biyo-savaş laboratuvarları sadece ABD, İngiltere, İsrail, Kanada ve Avustralya'da var.

BİYOLOJİK İSTİHBARAT SAVAŞLARI MI?

Bu komploda karşımızda farklı ülkelerdeki laboratuvarlar var. Kanada-Winnipeg'deki Mikrobiyoloji Laboratuvarı. Bu laboratuvarda çalışan Çinli ajanların geçen yıl koronavirüs örneğini gizli bir şekilde kaçırdığı basına yansıdı. Virüsün adresi yaygın hastalığın faili Wuhan'daki BSL-4 laboratuvarıydı. Virüs önce 4 Mayıs 2013'te ve hayvan türleri üzerinde etkisi üzerinde çalışmak için Hollanda'daki laboratuvardan Kanada'ya getirilmiş. Winnipeg'deki laboratuvar, koronavirüsün çeşitli tiplerini tanımlamış. İddiaya göre Mart 2019'da Kanada'dan Çin'e biyo-terör vasıtası olabilecek virüsün gittiğinin anlaşılması bir skandal doğurdu. Bunun üzerine başlarında bayan Xiangguo Qiu'nun olduğu Çin ekibi laboratuvardan uzaklaştırılmış.

Başka bir laboratuvar da Wuhan Enstitüsü. Daha önce de koronavirüs, SARS, HN51 grip virüsü, Rusların geliştirdiği antharax gibi biyolojik taşıyıcılar üzerinde çalışmış. Çin'in böyle bir biyolojik saldırı geçmişi yok. Genetik çalışmalar Çin'de çıkan COVID-19'un korona virüsün C Grubu'na ait olduğunu gösterdi. C Grubu ise aile olarak sadece ABD'de bulunuyor.

Çin'de yaklaşık 40 kadar merkez biyolojik savaş üzerine çalışıyor ve Ebola ilacını (JK-05) üretmişler. Biyolojik ve kimyasal silahlar sadece savunma amaçlı değil, bir savaşta saldırı amaçlı olarak roketler, hava bombadırmanları, spreyler ve kısa menzilli füzeler ile de yayılabilir.

Çinli ajanların korona virüsü Kanada'dan kaçırıp Wuhan'a getirdikleri ve buradan sızıntı olduğu ile ilgili haberlerin uydurma olduğu ile ilgili iddialar da var. Bu iddialar ise şu gerekçelere dayanıyor; COVID-19'un herkesin kabul ettiği gibi önceden tanımlanmamış yeni bir virüs olması ve 2019 modelin CoV'un ile aynı olmadığı. Kanada Kamu Sağlığı Teşkilatı da olayı yalanladı.

Ancak ABD'de meydana gelen son casusluk olayları Çin'in uzun süredir bu işlerle alakalı olduğunu ortaya koyuyor. Nitekim Ocak ayında Harvard Üniversitesi Kimya ve Kimyasal Biyoloji Başkanı Charles Lieber, Savunma Bakanlığı'na Çin hükümeti ile bağları ve yabancı bilim insanı ve araştırmacılar ile ilgili yalan söylemekten tutuklandı. Lieber'in Wuhan'daki araştırma laboratuvarı ile bol paralı bir sözleşme yaptığı ortaya çıktı. Lieber, 2012-2017 yılları arasında Çinlilerden ayda 50 bin dolar ayrıca yaşam ve şahsi giderleri için de yıllık 150 bin dolar almış. Belgelere göre Wuhan'daki laboratuvarın kurulmasına katkılarından dolayı 1,5 milyon dolar ödül verilmiş

İşin ilginç yanı Lieber, ABD Savunma Bakanlığı'nın altı araştırma hibe yardımını teftiş eden kişi. Yaklaşık 10 milyon dolarlık bir hibeden sorumluydu. Yani diğer bir deyişle devam eden pek çok ABD projesinde sızıntı olduğu ortaya çıktı.

Lieber olayı yakın zamanda Çin'in ABD içindeki üç casusluk olayından sadece biri. Boston Üniversitesi'nden 29 yaşındaki Yanqing Ye sahte doküman ve vize sahtekârlığı ile suçlanıyor. Çin'e kaçan Ye'nin aslında Çin ordusunda üsteğmen olduğu anlaşılmış.
30 yaşındaki Zaosong Zheng ise geçen ay ABD laboratuvarından çalınan biyolojik maddeleri kaçırmak suçlaması ile Boston Havaalanı'nda tutuklandı. Zheng, Harvard bursu ile kanser araştırmaları yapıyordu.

Wuhan'daki Çin'de biyo-güvenlik laboratuvarını (BSL-4) ABD'den Pitbright Enstitüsü destekliyor. Bu enstitüye yardım yapan adresler ise Gates Vakfı, WHO ve Avrupa Komisyonu. BSL-4 en yüksek biyo-tehlike seviyesinde yani en tehlikeli patojenler ile çalışma standardına sahip. Ve koronavirüsün çıktığı yere uzaklığı yaklaşık sadece 32 km.

5G İNTERNET BAĞLANTISINDAN MI VİRÜS YAYILIYOR?

Korona virüsün ilk olarak Vuhan kentinde ortaya çıkması, bir diğer tartışmayı da beraberinde getirdi. Çünkü bu şehir, aynı zamanda 5G'nin kullanılmaya başlandığı ilk Çin şehirlerinden bir tanesiydi. Bazı komplo teorisyenleri, korona virüsün 5G internet tarafından salınan radyasyon dalgalarından kaynaklandığına inanıyor.

Korona virüs denilen şeyin aslında radyasyon zehirlenmesi olduğunu ve bağışıklık sistemini zayıflattığını iddia edenler, çeşitli araştırma makaleleri yayınlayarak bu iddialarını ispatlamaya çalışıyor. Ancak araştırmacılar, Vuhan'ın 5G bağlantısı kullanan 16 Çin şehrinden yalnızca biri olduğunu ve söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söylüyor.

ÇİN Mİ VİRÜSÜN ARKASINDA?

Bazı komplo teorilerine göre, Çin'in biyolojik silah programının bir parçası olarak koronavirüsü yarattığına ve daha sonra bu virüsün laboratuvardan sızarak salgına neden olduğuna inanıyor. Sızma gerçekleşen bu laboratuvarın ise Ulusal Biyogüvenlik Laboratuvarı olduğuna inanılıyor.

Çin'in gizli biyolojik silah programının bir parçası olduğu ve Vuhan Viroloji Enstitüsü'nden dışarı sızarak yayıldığı iddiasını destekleyenler Washington Times'ın sıkça paylaşılan iki makalesine atıfta bulundu. Bu iki makalede de eski bir İsrailli istihbaratçının ifadeleri yer alıyordu.

Vuhan'da bulunan Viroloji Enstitüsü'nün bir parçası olan bu laboratuvar, ölümcül virüsler hakkında araştırma yapabilen Çin hükümetine ait tek tesis olarak göze çarpıyor.

Çin Halk Cumhuriyeti başkanı Xi Jinping; salgının başlamasından hemen sonra yaptığı açıklamada, Ulusal Biyogüvenlik Laboratuvarı'nın güvenliğinin ulusal bir sorun olduğunu açıklamıştı.
Ayrıca bir gün sonra Çin Bilim ve Teknoloji Bakanlığı, laboratuvarların virüs sızmasına karşı nasıl güvenli hale getirilebileceğine dair çeşitli talimatlar yayınlamıştı.

KANADA VE CASUSLUK İDDİALARI
Bir diğer iddia da virüsü, Kanada'nın Ulusal Mikrobiyoloji Laboratuvarı'nda çalışan bir araştırmacının açığa alınmasıyla ilişkilendiriyordu. Komplo teorisyenleri, iki Çinli casusun Kanada hükümetine ait bu laboratuvara sızdığını ve virüsü Vuhan'daki Viroloji Enstitüsü'ne göndererek salgına yol açtığını söylüyor.
Kanada'nın kamu yayıncısı CBC'nin geçen yıl yayımladığı bir habere göre virolog Dr. Şianggou Çu, eşi ve bazı Çinli öğrencilerin kurumla ilişkisi, olası bir "laboratuvar politikalarını ihlal" nedeniyle kesilmişti. Polis CBC'ye bu konunun kamu sağlığı açısından herhangi bir tehdit oluşturmadığını söylemişti.


Bir diğer haberde ise Dr. Çu'nun Çin Bilimler Akademisi'ne bağlı Vuhan Ulusal Biyogüvenlik Laboratuvarı'nı yılda iki kere ziyaret ettiği yer alıyordu. Çu ve eşinin bir "casus ekibinin" parçası olduğu, "hastalık yapıcı virüsleri Vuhan'daki tesise gönderdiği" ve eşinin de "koronavirüs araştırmalarında uzmanlaştığı" iddia edildi.

Bazı komplocular, Kanada başbakanı Justin Trudeau tarafından yönetilen Kanada hükümetinin, Winnipeg şehrindeki Ulusal Mikrobiyoloji Laboratuvarı'nda koronavirüsü yarattığına inanıyor.

EKİM 2019'DAKİ GÖK TAŞI PATLAMASI KOMPLOSU

11 Ekim 2019 tarihinde kuzeydoğu Çin'de inanılmaz bir şey oldu. Gece yarısından hemen sonra gökyüzünde bir gök taşı patladı ve gece gökyüzünü gündüz kadar parlak hale getiren yoğun bir ışık ortaya çıktı.

Komplo teorisyenleri bu olaya da el attılar ve korona virüsün bu patlama nedeniyle uzaydan dünyaya indiğini savunmaya başladılar. Ancak bilim insanları, gök taşının yere inmediği için bunun mümkün olamayacağını söylüyor.

Ayrıca gök taşının inişi sırasında oluşan dev sıcaklıklar nedeniyle virüsün canlı kalamayacağı, kalsa bile yere şiddetli çarpma esnasında hepsinin öleceği söyleniyor.

BİLİNMEYEN KİŞİLER HIV VÜRÜSÜNÜ DEĞİŞTİRDİ İDDİASI

Birkaç Hint araştırmacı, korona virüsün HIV-1 virüsüne biraz benzediğini ve bir grup araştırmacının bu yeni virüsü oluşturmak için HIV'i değiştirdiğini söylüyor. Ardından bununla ilgili bir araştırma makalesi yayınlayan bilim insanları, virüsü kimin değiştirebileceğine dair herhangi bir isim yayınlamadı.
MAVİLERİMİ SANA SENİDE ALLAHA EMANET EDİYORUM
Bul
Alıntı
Verilen teşekkürler:
Sponsor Reklam Alanı


Foruma Git: